E-bomba gerçek mi?

Elektronik cihazlara kullanılmaz hale getirecek derecede hasar veren; iletişim, savunma, ulaşım sistemlerini felç eden, ancak insana ve canlılara doğrudan zarar vermeyen bir bomba mümkün mü?

■ E-bomba, yani elektromanyetik bomba kavramı ile Türk kamuoyu 17 Ağustos 1999 depremi sonrasında tanıştı. Komplo teorisyenleri, depremden kısa bir süre sonra Türkiye'nin Ankara'nın batısında kalan kısmında telefonların kesilmiş olmasını e-bomba ile açıkladılar. Teorilere göre, deprem insan eli ile yaratılan bir deneyin kontrolden çıkmasıyla oluşmuştu ve depreme neden olan Amerika, suç delillerini yok edene kadar kimsenin harekete geçememesi için bölgedeki tüm iletişim olanaklarını karartmıştı. Komplo teorisyenlerinin elini güçlendiren ise dönemin Cumhurbaşkanı'nın televizyonda, "benim de telefonlarım kesildi," demesiydi. Böylece ertesi günün gazeteleri kullanıldığı yerdeki iletişim sistemlerini çökerten e-bomba teorileriyle dolmuştu. E-bombaları gündeme oturtan bir diğer olay ise son Irak savaşı ertesinde, savaşa taraf olan batı ülkelerinin önemli şehirlerinde arka arkaya meydana gelen dev elektrik kesintileriydi. Dünyanın en büyük şehirleri arka arkaya, günlerce karanlıkta yaşamak zorunda kalmış, meydana gelen ekonomik kayıp milyarlarca dolarla ifade edilmişti. Komplo teorisyenleri yine e-bomba iddialarıyla demeçler veriyordu ama bu kez hiçbir hükümet e-bomba iddialarını yalanlayan doyurucu bir açıklama getire-, miyordu.

Elektromanyetik bomba nedir?

1958 yılında Pasifik okyanusunda hidrojen bombası denemesi yapan ABD, tesadüf eseri bir bulguyla karşılaştı. Hidrojen bombası geniş bir manyetik alan oluşturup yüzlerce kilometre uzaklıktaki Havvai Adaları ve Avustralya'da kimi elektronik cihazların bozulmasına yol açtı. Bulguları değerlendiren bilim adamları 1925 yılında Arthur Compton isimli bir fizikçinin ortaya attığı Compton teorisinin doğru olduğunu, nükleer patlamaların atmosferin geniş bir alanında oksijen ve nitrojen atomlarındaki elektronların büyük bölümünü yörüngelerinden çıkartıp, serbest hale getirdiğini saptadılar. Böylece, EMP (Elektromagnetic Pulse) denilen kavram ortaya çıktı.

E-bomba'nın mantığını anlatabilmek için verilecek en iyi örnek radyo dalgaları olacaktır. Havada serbest olarak dağılan, duvarlardan, engellerden geçen çok zayıf elektrik dalgaları olan radyo yayınları, elektrik akımının bir ses işaretini barındıracak şekilde şifrelenmesi mantığına dayanıyor. Alıcı radyo cihazı ise metal bir anten vasıtasıyla bu elektrik dalgalarını çekiyor ve antene temas eden akım, çok basit bir açıklamasını yapmak gerekirse, transistörlere, radyonun elektrik akımı içindeki şifreyi çözmesini sağlayan yongalara ulaşıyor. İşte e-bomba mantığı burada ortaya çıkıyor. Eğer havadaki bu elektrik akımının şiddetini yeterince art-tırırsanız, radyonun içinde bu akımla temas eden hassas elektronik devreleri yakarak radyoyu kullanılmaz hale getirebiliyorsunuz. E-bombalar da benzer şekilde, bir bölge üzerinde çok yüksek bir elektrik akımı yaratarak elektronik cihazların kullanılmaz duruma gelmesini sağlıyor.

EMP silahlarının varlığı daima inkar edildi ama bu silahlarla yapılabilecek bir saldırı, 1960 ile 1990 arasında ABD hükümetlerinin en büyük korkusu oldu. Sovyetler Birliği'nin ABD'nin 50-60 kilometre üzerinde patlatacağı bir nükleer bombanın tüm ABD çapında elektronik sistemleri yok edeceği; böylece hasar gören iletişim, ulaşım, savunma ve lojistik sistemleri yüzünden devre dışı kalan ABD ordusunun bir Sovyet işgalinin önüne geçemeyeceği olasılığı bir hayli ciddiye alındı.

Bu gün askeri stratejistler, varlığı ABD tarafından inkar edilse de, EMP silahlarının, e-bombaların varlığının inkar edilemez olduğunu ve 1994'ten beri envanterde bulunduğunu söylüyorlar. Yaygın olan görüş, ABD ordusunun gizli silah depolarında Cruise füzelerine takılabilen yüksek güçlü mikro dalga bombalarının bulunmasının mümkün olduğu. Zaten, son derece pahalı olduğu düşünülen bu silahların ötesinde, sıradan bir mühendislik eğitimi alan herkesin su boruları ve elektrik telleriyle yapabileceği, birkaç yüz metre ila bir - iki kilometre çapındaki bir alandaki elektronik sistemleri felç edecek kısıtlı güçte e-bombaların planlarının internetteki sitelerde detaylarıyla anlatıldığı bir ortamda, ordu yapımı güçlü e-bombaların varlığından kimse şüphe etmiyor.

E-bombalara karşı önlem almaksa teorik olarak imkansız değil. Hassas askeri malzemeler, elektrik yüklemesine karşı özel olarak yalıtılmış olarak üretilebiliyor ve e-bombalardan etkilenmiyor. Ancak bugünün orduları, hatta çatışmalarda e-bomba kullandığına inanılan ABD ordusu bile tüketici elektroniğinde kullanılan sıradan bileşenlerle üretilmiş elektronik cihazlarla donanmış olduklarından, e-bomba tehdidi tüm dünya ordularında en korkulan ve en etkili saldırı yöntemlerinden biri kabul ediliyor. ■

Cem Şancı